"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: İtalya’da Bisiklet Sporu’nun Tarihi

İtalya’da bisiklet sürmeyi çok seviyor insanlar. Bu sevginin tarihini de öğrenmek ister misiniz? Ben hiç beklemediğim şeyler öğrendim. Eminim ki sizler de şaşıracaksınız?.

İTALYA’DA BİSİKLET SPORU’NUN TARİHİ

İtalya’da Bisiklet sürmek adeta bir tutku

Sadece Kuzey İtalya’yı biraz tanıma ve her gün gözlemleme şansı bulmuş biri olarak, bisiklet sporu’nun yaygınlığını tüm İtalya’ya mal etmek ne kadar doğru bilmiyorum ama tanık olduğum kadarıyla her üç kişiden birinin profosyonel bisikleti, kıyafetleri ve diğer aksamları mevcut ve her hafta sonu gerek tek, gerekse grupça bisiklet sürüyorlar. Yollar çok dar. Çoğu zaman iki araç yan yana zor geçiyor olmasına rağmen, büyük bir sabırla bisikletçilerin ardında gidiyorlar. Çocuklar iki yaşından itibaren kasklı, koruma aksamları ile ebeveynleri ile bisiklet sürmeyi kurallar çerçevesinde öğreniyorlar. Kimi aileler çocuklarını bisiklet antrenörlerine teslim ediyorlar. Hafta sonları sıra sıra dizilmiş çocukları öğretmenlerinin ardı sıra giderken görüyorsunuz.

Peki İtalya’da bu sporun bu kadar sevilmesinin nedeni nedir? Kendime bu soruyu sorarak bir araştırmanın içine daldım ve açıkçası hiç tahmin etmediğim şeylerle karşılaştım ve sizlerle paylaşmam gerektiğini düşündüm.

19.Yüzyıl’ın ikinci yarısında Fransa’da keşfedilen bisiklet, ilk önce burjuvalar arasında kullanılsa da sonradan toplumun her kesimi tarafından kullanılan bir araç haline geldi. 20.Yüzyıl’ın başlarında ise Kuzey İtalya’da (Fransa’ya yakınlığından dolayı olsa gerek) ;Bianchi, Olimpia, Lengano, Torpado, Maino, Atala gibi bisiklet markaları doğdu.

13 Mayıs 1909’da La Gazzetta Della Sport adlı spor gazetesi satışlarını arttırmak için bir bisiklet yarışı düzenledi. Bugün dünyanın en meşhur bisiklet yarışı olan Giro D’İtalia böyle doğmuş oldu. Giro D’İtalia sadece gazeteye para kazandırmadı, aynı zamanda ülkenin güzel yerlerinin de tanımasını da sağlayarak turizme de katkı sağladı.

13 Mayıs 1909 tarihli La Gazzetta Della Sport ‘dan bir sayfa

13 Mayıs 1909 Giro D’İtalia’nın ilk yarışından bir fotoğraf
Costante Girardengo Giro D’İtalia’nın ilk şampiyonu

Bu yarışın ilk şampiyonu Costante GİRARDENGO milyoner olunca, özellikle kırsal kesimden pek çok genç bisiklet çok cazip bir spor haline geldi. Daha sonra art arda şampiyon olan bisikletçiler olunca, heyecanı düşürdükleri, bahisleri, satışları etkiledikleri için, yarışlardan çekilmeleri karşılığında yarışın birincisine ödenecek parayı (22.500 Lire) ödedikleri dahi oldu.

Bisikletçilerin çoğu kırsal kesimin fakir ailelerindendi. Her çocuk bisiklet şampiyonu olabilmeyi hayal ederken, ailelerinin ihtiyacını karşılamak ve para kazanmak için bir araç olarak kullanırlardı. Örneğin en meşhur bisiklet şampiyonlarından biri olan Fausto COPPİ fakir bir ailenin çocuğuydu ve bisiklete binmeyi salam ve ekmek dağıtabilmek için öğrenmişti.

Fausto COPPİ

İkinci Dünya Savaşı başlayınca İtalya bisiklet tutkusunu rafa kaldırmak zorunda kaldı. Profosyonel sporcular vatanlarını desteklemek, halkı örgütlemek, birlik bilinci oluşturabilmek için çeşitli siyasal gruplara katıldılar. Hatta Gino BARTALİ Floransa’dan Asissi’ye hayatını tehlikeye atarak, Yahudilerin toplama kamplarına düşmeden ülke dışına kaçabilmelerini sağlayacak pasaport ve diğer belgeleri bisikletiyle gizli gizli taşıyarak kahramanlık yapmıştır. Fausto COPPİ ve Fiorenzo MAGNİ de bu kahraman şampiyonlardandı.

Gino BARTALİ (Ginettaccio)
Fiorenzo MAGNİ

1932’den itibaren radyo en önemli yarışları üç renkte(siyasi düşünce bağlamında) yayımlamaya başlamış, tüm taraflar arasında birlik, aynı duygularda birleşim, ulusal bilinç aşılamak amacıyla bisiklet sporu kullanılmıştır. Bisikletçilerin gösterdiği kahramanlıklar sebebiyle bu sporun kullanımı gerçektende halkı bütünleyici bir etki yaratmıştır.

1945’den sonra savaştan yara almış yollar, köprüler, moloz yığınlarıyla dolu köyler, şehirler İtalyanları durduramadı ve Giro D’İtalia yarışını yeniden doğuş simgesi sayarak düzenlemeye karar verdiler. Bisikletçilerin savaş zamanı gösterdiği kahramanlıklar gençleri bisiklet sporuna daha çok yaklaştırmış, seyirciyi de daha fazla bağlamıştı.

Savaş sonrası İtalya’da kimi siyasi gruplar oluştu. Koministler, Hırıstıyan Demokratlar ve kilise arasında ciddi bir çekişme vardı. Amerika Birleşik Devletleri Hırıstıyan Demokratlar ve Kilise’nin büyümesi için gerekli ham maddeyi ve parayı vermesine karşın, savaştan yeni çıkmış, fakir düşmüş halk için Kominizm daha cazip geliyordu. Sonunda Papa IX sahaya inerek Kominizm’in gücünü kırabileceğini düşündü. Bisikletçiler halk arasında öyle çok seviliyor ve değer görüyordu ki kahraman bisikletçilerden de yanlarında olmasını istedi ama bisikletçiler siyasetin içinde olmayı kabul etmediler. Oylarını Hırıstıyan Demokratlar ve Kilise için kullandıklarını ise gizlemeye çalışmalarına rağmen bu öğrenilince, ne kadar bu işin içinde olmak istemeseler de, siyasetçiler olası bir iç savaşı önlemek, taraflar arasında birliği sağlayabilmek için sporcuların isimlerini kullandılar.

Marshall yardımıyla birlikte Amerikan Emperyalizm etkisi İtalya’yı da etkisi altına aldı. Tüketim anlayışı hız kazanmaya başlayınca yeni markalar doğdu ve bu markalar reklamlarını yapmak için en popüler spor dallarını kullanmaya başladılar. Profosyonel bisiklet ekiplerine kendi isimlerini vererek sponsor oldular. Bunu ilk yapan büyük firma NİVEA idi.

Sporcu Fausto COPPİ ‘nin vefatından sonra seyircinin içindeki bisiklet aşkı da sönmeye başladı. Sanayileşme ile işçiye duyulan ihtiyaç, kolay para kazanma isteği ile kırsal kesimden şehirlere göç başlayınca dağ yollarında şampiyon birer bisikletçi olmanın hayalini kuran gençlerden eser kalmadı. Bisikletin yerini Lambretta ve Fiat 500 aldı. Bisiklet üreten firmalar üretimi azaltmaya başladılar. Diğer spor dalları önem kazanmaya başladı.

Lambretta

Sonrasında bisiklet sporunu eski şaşalı günlerine döndürmek için yarışlar düzenlendi ama yarışçılar içinde o köy yollarının güçlü gençleri yoktu. İnsanların içinde heyecan yaratacak düzeyde bisiklet kullanamıyor olmaları doping kullanımına itti. Bu da seyircinin ilgisini iyice azalttı. Üstüne bisikletteki teknolojik gelişme, yarış güzergahlarının değişmesi, kolaylaşması, doping kullanımındaki yaygınlık bisikleti bir kitle sporundan daha az kişinin izlediği ve yaptığı bir spor dalı haline getirdi.

Fiat 500

Bu durum 1990’larda Marco PANTANİ adında bir yeteneğin ortaya çıkıp da İtalyanlar arasında bisiklet sporunu aşkını yeniden körükleyene kadar sürdü.

Marco PANTANİ

Francesco CONCONİ adlı bir akademisyen doktor sporcuların kanını daha oksijenli hale getirebilmek için birkaç defa kan değişimi yapıyor ve sporcular saat rekoru kırabilecek kadar güçleniyorlardı. Bu uygulama sporcular arasında etik olmamasına rağmen sıradan hale geldi. Başarıların hiç biri sporcunun sayılamıyordu seyirci için. CONCONİ bu suçtan yargılanmasına rağmen güçlü tanıdıkları(dönemin başbakanı gibi) olduğu için ceza almadı. Haliyle halk kim kazanırsa kazansın bileğinin hakkıyla olmadığına inanıyordu. Bu manada bisikletçilere güven sarsılmış, 2001 Giro D’İtalia yarışında Carabinieri sporcuların otel odalarına baskın düzenlemiş, yarışa katılan 20 takımdan 18’nin odasında 160 çeşit doping maddesi bulunmuş, 53 bisikletçi diskalifiye edilmiştir.

Marco PANTANİ yarışları daima kazanan hırslı bir bisikletçiydi. İlegal bahisleri alt üst ediyor. Bahis oynayanların daima kazanması bahisleri yönetenleri zarara uğratıyordu. Bir yarışta PANTANİ’ye yapılan kan testinde de %50 düzeyinde kullanımına izin verilen bir madde %53 çılmış, tüm itirazlarına rağmen suçlu görülmüştü. Sonradan ciddi bir kaza geçirmesine, bacaklarında platinlerle fizik tedaviler görmesine rağmen, hırsıyla sahalara geri dönmüş ama otel odasında yüksek dozda eroin kullanımından ölü bulunmuştur. İtalyanlar PANTANİ ‘nin sporu bu kadar severken, geri dönmek için azimle o kadar uğraşmışken, uyuşturucu kullanmayacağını düşündükleri, otel odasında da kavga edildiğine dair görüntüler bulunduğu için, bahislerde zarara uğradıklarından mafya tarafından öldürüldüğüne dair söylentiler yayılmıştır ama ispatlanamamıştır.

PANTANİ’nin hayatı ile ilgili bir belgesel linki bırakıyorum. İtalyanca ama az, çok görüntülerden hikayesini anlayabilirsiniz. Ben gerçekten çok etkilendim.

İtalya’da bugün 20’den fazla bisiklet yarışı var. Bunlardan en prestijlisi olan Milano-Sanremo yarışı güzergahı üzerinde oturduğumdan her yıl bu yarışın bir kaç dakikasına evimin balkonundan tanıklık ediyorum.

Balkondan çektiğim Milano-Sanremo 2021’den bir görüntü

Elbette ki daha yazacak çok şey var ama okurlarımı sıkmamak için kararında bırakmayı yeğliyorum. Yazımı bisikletsever dostlarınızla paylaşırsanız sevinirim. Esen kalınız?

KAYNAKLAR:

wsimag.com

memoryssubmarine.blogspot.com

avvenire.it

ilprimatonazionale.it

lanescolanza.com

federciclisimo.it

gazzetto.it

inzonacesarini.wordpress.com

______________________________________

Yazının tüm telif hakları bana aittir. ©️Kopyalamaz.

Yorum Bırak

İtalya’da Koronavirüs Kabusu

Kim derdi ki gezilerim için açtığım bloguma ilk yazım bir virüs hakkında olacak? Hem de ne virüs! Tüm dünyaya yayılan, karantina altında bir hayat sürmemize neden olan bir virüs, nam-ı değer : Corona. En bilinen diğer ismi de Covid-19.Kimi diyor;”Emperyalistlerin para kazanmak için yarattıkları bir biyolojik silah”. Kimi diyor; ” Grip gibi yav abartmaya gerek yok.” falan filan. Gerçek şu ki ; bu virüs, ne sebeple üretilmiş olursa olsun insanın boğularak ölmesine neden olan bir akciğer düşmanı . Ölmeseniz bile hastaneden, artık diyalize mahkum bir böbrek hastası, oksijen tüpüyle yaşamak zorunda kalan bir akciğer hastası olarak çıkabiliyorsunuz. Sonuçlarını düşününce, nedenlerini umursayamıyorum. İsmi endişe, panik veya daha farklı bir şey de olabilir ama tek diyebileceğim huzurlu hissettiğim zamanların üzerinden sanki 2 yıl geçmiş kadar yorgun hissediyorum. Bazılarının yaptığı gibi, kendim ve sevdiklerim diye bir ayrım yapamam. Öyle acı vererek öldürüyor ki kimseyi ötekileştiremem. Kimsenin sevdiğinden ayrılmasını isteyemem. Tanrı hepimizi korusun. Tez zamanda ilacı, aşısı bulunsun istiyorum. Ama o vakite kadar ki en önemli şey bu virüsün yayılmasını engelleyebilmek için uğraşmak. Bunu kişisel hijyen kurallarına dikkat ederek ve gerekmedikçe evimizden dışarı çıkmayarak ve misafir kabul etmeyerek yapabiliriz. Ama bu İtalya’da hiç de kolay olmadı?.

KORONAVİRÜSÜ İTALYA’YA NASIL YAYILDI?

İtalyan halkı (göçmenler de dahil tabiki) ne sık el yıkamakla ne de evde oturmakla ilgilenmedi. Virüs önce Lombardia bölgesini etkisi altına aldı. Enfekte olan insan sayısı arttıkça devlet bazı önlemler aldı. Okulları kapatmak, halkın kalabalık olarak bulunabileceği her etkinliği ertelemek, yasaklamak, mağazaları haftasonları kapalı tutmak gibi ama insanlar sosyalleşmeye devam ettiler. Devlet yetkilileri karantina uygulasak mı uygulamasak mı? diye tartışırlarken, karantina olabileceği lafını duyan binlerce Lombardiyalı İtalya’nın diğer bölgelerine kaçtılar. Böylelikle virüsü de her yere, özellikle kuzey İtalya’ya dağıttılar. Tüm dünyada konuşulan şeyler burada da konuşuldu. Virüsün ABD’nin oyunu olmasından, sıradan bir gripin daha çok kişiyi öldürüyor olmasına, Koronavirüsü’nün abartıldığına vs. eksiksiz her şey konuşuldu. TV programlarında virüsü ciddiye alan insanlarla hatta devlet kurumlarının aldığı önlemlerle, virüs için giyilen özel kıyafetlerden, maskelere kadar her şey ile alay ettiler. 2,5,27 kişi derken bir haftada 222’ye ardından her gün 100’er artmaya ve ölümler görülmeye başlandı.Türkiye’de insanlar neler olup bittiğini sürekli sormaya başlayınca da bilgilendirme videoları hazırlamaya başladım.

Bir veya iki video hazırlarım diye düşünürken seriye dönüştüler çünkü gündem sürekli değişiyor,hasta sayısı artık biner biner artıyor, ölü sayısı tek bir gün içinde yüzleri buluyor.

HASTA TESPİTİ İÇİN DURUMUNDAN ŞÜPHELENEN HERKESE TEST YAPILABİLİYOR MU?

İtalya’da bugün itibariyle enfekte insan sayısı 31.506 ve artık günde 3000’er 3000’er artış oluyor.Salgın oldukça hızlı yayılıyor ama psikologlar panik yapmamamızı söylüyorlar. Acil bir durum olmadıkça hastaneye gidişler yasak. 3 haftadır öksürüyorum ve ateşim olmadığı için test yaptıramıyorum, muayene de olamıyorum. Test ancak ateşiniz varsa yapılıyor. Bu hastalığı taşıyıp, bulaştırabildiği halde belirti göstermeyen diğer insanlara test yapılmıyor. Bu da salgın hızında büyük bir etken aslında.

İTALYA HÜKÜMETİNİN EKONOMİK ANLAMDA HALKI RAHATLATICI ÖNLEMLERİ OLDU MU?

Kimsenin işten çıkarılmayacağına garanti verdiler.İşyerlerinin kira, kredi gibi ödemeleri 3 ay ertelendi. Çalışanlara bu süre zarfında işsizlik maaşı ödeniyor. Ama ekonomi büyük bir darbe aldı tabiki.

Yorum Bırak